12 Şubat 2012 Pazar

TUTKUNUN ANLATISI


Sevdamı çalmaya çalışıyorlar hem de ne uğruna dersin; güç,
hırs, para.
Tutkumu attılar hapse aslında, başkanını değil.
Anlamıyorlar ki ben onu babamdan ötürü sevdim,
Ben onu renkleri için sevdim,
Hiçbir şeyin mutlu etmediği anlarda mutlu ettiği için beni sevdim,
Her şeyi unutturabildiği anlar için sevdim,
Peşinden kilometrelerce gidecek kadar sevdim.
Ama anlamazlar.
Sevmemişler ki hiç, bir insanı bile sevmemişler, onun
sevgisini nasıl anlasınlar,
İnsan; olduğunu hissetmek için sevmeli, nedensiz sevmeli, paylaşmalı.
Paylaşmamışlar ki.
İşimi iyi yapıyorum demiş biri, babam olsa fark etmez!
Biri hükmü vermiş bile çoktan,
Hiçbiri benim içimdeki sevgiyi düşünmemiş,
Ama ben nefreti sevmem.
Sevgiyi bilmesin onlar, ben de inatla nefreti…
Nasıl olsa bitmeyecek bendeki sevgisi,
Birinde bitse başkasında başlayacak
Kocaman Aykut’ta bitse,
Alex’le sonsuza kadar sürecek,
Sonsuzluk bitse,
Lefter ile devam edecek
O ölse, Şeytan Rıdvan cehennemi donduracak
Stadı yıkılsa salonda, o yansa ringde kalacak.
Yelkeni dolduran, doldurduğu yelkenin renginden haber
verecek rüzgâr bana;
Sarı-Lacivert.
Dünya’ya adalet getireceklermiş,
En çok da buna gülüyorum, ya hakkı yenmiş ama hiç
söyleyemeyecek olanlar ne yapacak?
Sen! Benim kalbimden Bahçedeki Fenerimin ışığını alma.
Alamazsın da zaten ama dedim ya ben nefret edemem,
Üzülürüm,
Sevmeyi bilmediğin için.
Gel, en başından başlayalım,
Sana anne sevgisinden, baba sevgisinden, kardeş sevgisinden,
su sevgisinden, çiçek, köpek, gökyüzü, yağmur, kaplumbağa, kalem, muhabbet,
resim, hayal kurma sevgisinden bahsedeyim,
En son da
FENERBAHÇE’yi anlatayım sana!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder